nonpasaran

Ekran Çözünürlüğü Karmaşası ve Gerçekler: Hangi Ekran, Hangi Çözünürlük Size Uygun?

Yanda gördüğünüz altın rengi logonun üzerinde bulunduğu ürünler özellikle son 2 yıldır teknoloji meraklılarının içini gıcıklıyor. İlk olarak Panel Televizyonlar ve bilgisayar monitörleri ile hayatımıza giren Full HD¹ kavramı artık Dizüstü Bilgisayar seçiminde de ilk dikkate alınan faktörlerden biri oluverdi. Daha önce sadece Elit (High-end) ürün gamına ait modeller ile sunulan Full HD panel seçeneği artık Mainsteram  (Türkçeye çevirmek çok zor o yüzden bu şekilde kullandım. "Sıra bilgisayarı" desem yanlış anlaşılacak ama en uygun Türkçe karşılık bu. Genel olarak 1000$ civarı son fiyata sahip dizüstü bilgisayarlar sınıfını temsil ediyor) sınıfı Dizüstü Bilgisayar modellerinde dahi kolayca bulunabiliyor. Bu da hep en hızlısının, en güçlüsünün, en fazlasının mabul olduğu bilgisayar sektöründe son kullanıcının da tamamen içgüdüsel olarak bu panelleri barındıran Dizüstü Bilgisayar modellerine yönelmesi sonucunu doğuruyor.

Öte yandan gittikçe bilinçlenen Dizüstü Bilgisayar tüketicisi, internetin sunduğu sonsuz bilgi edinme ve bu bilgiyi edinme/paylaşma adına gruplaşma/örgütlenme olanaklarını kullanarak bir dizüstü bilgisayarı oluşturan bileşenler hakkında en ince ayrıntıya kadar bilgi edinmeye ve diğerleri ile kıyaslamaya çalışıyor. Oysa yeterli deneyim ve birikime sahip olmadan bu tip kıyaslamalara girmek, daha doğru deyişle neyin kıyaslanması gerektiğini neyin kıyaslanmaması gerektiğini bilmeden herşeyi kıyaslamak bu tür kullanıcıları model ve marka seçiminde hata yapmaya yöneltiyor. Örneğin sık sık "Ben mağazada inceledim X modelin ekranı Y modelinden çok daha kaliteli görüntü veriyordu" veya "X modelinin ekranında pikseller görünüyor, bu seri hatalı !!!" türü yorumlarla karşılaşıyorum. İşte bu yazıda bütün bu kafa karışıklıklarının önüne geçmeye ve Full HD panellerin hangi kullanım senaryolarına uygun, hangilerine uygun olmadığını, mümkün olduğunca teorik bilgiye girmeden -artık ne kadar mümkün olursa- anlatmaya çalışacağım. Lütfen okumaya devam edin...

I. BÖLÜM


1. Bölüm daha evvel Notebook satın alma rehberi'nde yayınlanmış bir bölüm ve LCD ekranlar hakkında genel bilgiler içeriyor. Eğer daha önce okuduysanız direkt 2. bölüme geçebilirsiniz. 
Yazıda anlatılan bazı teknolojiler artık kullanılmıyor veya çok az kullanılıyor. (CCFL  notebook ekranları gibi) Yani şimdilerde (2011) Notebook almayı düşünüyorsanız "Hangi ekranı tercih etmeliyim?" diye sormayın çünkü artık hepsi LED.


Çoğu zaman Notebook üreticileri ekranlar hakkında yeterli teknik veriyi müşterilerine sunmuyorlar. Bunun sebeplerinden biri LCD teknolojisinin yeni ve halen geliştiriliyor olması ve bu yüzden standartların tam oturmamış durumda. Gerçi VESA (Video Electronics Standarts Association) ve SPWG (Standard Panels Working Group) standartları mevcut fakat tam anlamıyla güncel ve oturmuş değil. Bu yüzden ekran tanımı olarak kullanılan bazı terim ve kısaltmaların anlamını ve bazı temel konuları anlatmayı uygun gördüm.

Günümüzde Notebook'larda lullanılan TFT LCD ekranlar ışık kaynaklarına göre 2'ye ayrılıyorlar; CCFL (cold-cathode fluorescent lamp) ve LED Backlight.

Türkiye'de 2009'un son çeyreğine kadar CCFL ekranlar çoğunluktaydı fakat 2010 yılıyla beraber  LED Backligt paneller satandart olmaya başladılar. Geniş ekranların (16:9 ve 16:10) (WideScreen) ise istisnasız tamamı LED Backlight. Peki aralarında ne fark var?

Aslında aralarında yapısal olarak hiçbir fark yok. CCFL ekranlar ışık kaynağı olarak bildiğimiz Fluoresan appullerin ufak boyutta olanlarını (Altta resmini görebilirsiniz) LED Backlight ise adı üstünde aydınlatma kaynağı olarak LED lambaları kullanıyor. Bunun dışında her malzeme aynı. Hatta yurtdışında klasik CCFL ekranları LED Backlight'a çevirmek için hazır kitler satılıyor ve bunları kullanarak kolayca dönüşüm yapabiliyorsunuz. (Resim aynı zamanda böyle bir dönüşümün bir adımını gösteriyor)














Malzeme olarak farklar bunlar. LED Backlight'ın avantajlarına gelince; daha yüksek kontrast, daha az güç tüketimi, ısınma problemi yok, tepkime zamanı daha iyi ve daha fazla renk gösterebiliyorlar.

LED Backlight ise kullanılan LED tipine göre 2'ye ayrılıyor: Beyaz LED ve RGB LED(Red-Green-Blue/Kırmızı-Yeşil-Mavi) Notebook'larda genelde Beyaz LED kullanılıyor.














LED ekranlar ayrıca ışık kaynağının yanda veya arkada olmasına göre 2'ye ayrılıyor. Notebook'larda yandan aydınlatma kullanılıyor. Arkadan aydınlatma daha iyi sonuçlar vermesine rağmen yandan aydınlatma kullanılmasının sebebi bu yöntemin çok ince paneller üretimine olanak vermesi.


Dikkat ettiyseniz baştan beri LED ekran yerine LED Backlight terimini kullanıyorum. Notebook üreticilerinin çoğu bu özeni göstermedikleri için bu konuyu açıklamak istiyorum. LED panelin anlamı her pikselin ışıklandırma için ayrı LED'e sahip olmasıdır. LED'lerin günümüzdeki boyutları bunu mümkün kılmadığı için (Bir pikselin boyutu bazı küçük ekranlarda 0.1 mm olabilir) LED panel sadece satdyumlarda veya konserlerde kullanılan dev ekranlarda kullanılıyor ve çok pahallılar. Şu anda yoğun olarak kullanılan normal TV ve Monitörlerde LED sadece panelin ihtiyaç duyduğu ışığı sağlıyor. Bu yüzden gerçek isim/tanımlama LED Backlight. Bazı üreticiler LED Backlit terimini kullanırlar ,bu tamamen aynı şey. Yani Backlight = Backlit. 

Altta klasik CCFL LCD (Fluoresan ampullü)Yandan LED aydınlatmalı LCD ve gerçek LED LCD arasındaki görüntü farkını görebiliyorsunuz. Gerçek LED LCD'de her piksel kendi LED'ine sahip olduğu ve gerçek siyah rengi elde etmek için basitçe LED'i kapatma tekniği uygulandığı için LED Backligt panellerde gördüğümüz siyah yerine koyu gri rengin aksine gerçek siyah renk oluşturulabiliyor.



Ayrıca Notebook'larda kullanılan paneller Glare (Parlak-Shining-BrightWiew vs.vs. Her marka farklı isimlendiriyor.) ve Anti-Glare olarak 2'ye ayrılıyor. Anti-Glare ekranlar daha pahalılar ve gün ışığında daha iyi görüntü verirler. Ayrıca bilgisayarı okuma yoğun kullanan kullanıcılarda daha az göz yorgunluğuna sebeb olurlar. Bu ekranlar piyasada çok fazla bulunmaz, olanlarda genelde işadamlarına yönelik modellerdir. Glare ekranlar bunun dışında çoğu kullanıcı için daha avantajlı. Çünkü verdikleri görüntünün niteliği oyun oynamak ve film seyretmek için daha ideal. Eğer Notebook'u Film/Oyun ağırlıklı kullanacaksanız Glare, iş için, okuma ağırlıklı veya daha çok gün ışığında kullanacaksanız Anti-Glare ekran tercih etmelisiniz. Merak edenler için söyleyeyim aralarındaki fark sadece kullanılan katmanların ışığı yönlendirme açıları ile alakalı. Yoksa görüntüyü oluşturmak için iki tip ekranda aynı tekniği ve malzemeyi kullanıyor.

Bunların dışında kullanılan şatafatlı kısaltmalar sadece çözünürlüğü tanımlıyor. Altta bunların bir listesini bulabilirsiniz.


Video Standartı
Çözünürlük
En-BoyOranı
XGA
(Extended Graphics Array)
1024×768
640×480
4:3
WXGA
(Widescreen Extended Graphics Array)
1280×720
1280×800
1366x768
16:9
16:10
İsimsiz
1600x900
16:9
SXGA 
(Super XGA)
1280x1024
5:4
SXGA+
(Super XGA+)
1400x1050
4:3
WXGA+ veya WXGA veya WSXGA
(Widescreen Extended Graphics Array PLUS)
1440x900
16:10
UXGA 
(Ultra XGA)
1600x1200
4:3
WSXGA+ 
(Widescreen Super Extended Graphics Array Plus)
1680x1050
16:10
1080p veya 1080i
1920x1080
16x9
WUXGA
(Widescreen Ultra Extended Graphics Array)
1920x1200
16x10
QXGA 
(Quad Extended Graphics Array)
2048x1536
4:3
QWXGA 
(Quad Wide Extended Graphics Array)
2048x1152
16:9



II. BÖLÜM


               Televizyon seyrederken, bilgisayar veya cep telefonu kullanırken bu cihazların ekranları ile insan gözü bir etkileşime girer. (Yazı boyunca kullanacağım "Görsel deneyim" tanımlaması bu etkileşimi tanımlayacak) İnsanların bu tip bir görsel deneyimi tanımlamaları ve iyi veya kötü değerlendirmeleri istendiğinde insanların kararlarının oluşmasına etki eden  3 temel faktör vardır:

1- İnsan faktörü: Aynı ekranı (Dolayısıyla aynı görüntüyü) faklı insanlar farklı tanımlayabilir.
2- Medya faktörü: Yan yana duran  aynı marka/model 2 ekran -Görüntü kaynağı farklı olduğu için- farklı görüntü verebilir.
3- Donanım Faktörü: Ekranlar aynı görüntü kaynağını kullanmalarına rağmen donanımsal özellikleri farklı olduğundan dolayı farklı görüntü oluşturabilirler.

              Bu faktörler zaten size bir anlam ifade ediyordur. Ancak İnsan ve Medya faktörü konusunda söylemek istediğim 1-2 şey var...



İnsan ve Medya faktörü


             İnsan gözü çoğunuzun düşündüğünün aksine limitleri oldukça kısıtlı ve güvenilmez bir organdır. Normal bir insan gözünün ayırabileceği renk sayısı -en iyimser rakamla- 10 milyon renk iken günümüzde kullanılan ve -tabiri caiz ise- ayağa düşümüş (2003 yılında %51 iken günümüzde %97) 24 Bit Truecolor ekranlar 16 milyon renk üretebilme kapasitesine sahiptir.

            Altta 2 tane resim görüyorsunuz. Bu resimlerden biri 8 bit yani sadece 256 renk derinliğine sahipken diğeri 24 Bit yani 16 milyon renk derinliğine sahip. (Resimleri buradan bilgisayarınıza indirip Özellikler/Ayrıntılar bölümünden kontrol edebilirsiniz.) Bu resimler arasında insan gözünün algılayabileceği farklar olmaması bu iki renk derinliği teknolojisinin arasında fark olmadığı anlamına gelmiyor tabii ki. Buradaki amacım size gözünüzün ne kadar güvenilmez ve yetersiz olduğunu anlatmak.





              İnsan gözü ortam ışığına, kullanılan görüntünün aydınlık veya karanlık olmasına göre çok farklı yargılarda bulunur. Örneğin mağazada gördüğünüz ve "berbat" bir görüntüye sahip olduğu yargısına vardığınız bir panel farklı ışık koşullarında veya farklı medyayı görüntülerken size kolayca "mükemmel" görüntü kalitesine sahip gibi görünebilir. Teknoloji marketlerinin elinde kalmış veya stoğu fazla olan televizyonları daha iyi bir medya (Örneğin bir Blu-ray film) ve daha özenli yapılmış kontrast, parlaklık vs. ayarlarıyla yan yana dizilmiş onlarca televizyon arasında hemen fark edilebilir duruma getirmesi sıkça uygulanan ve sonuç veren bir yöntemdir.

              Teknoloji marketlerinde sıkça rastladığınız bu tip televizyon duvarlarında yanyana dizilmiş onlarca televiyon aynı medya kaynağını kullansa dahi bakış açısı, (Örneğin üst sırada bulunan bir TV ile alt sırada bulunan bir TV ye bakış açınız aynı olmayacaktır) görüntü kaynağı ile TV arasındaki bağlantıda kullanılan kabloların kalitesi ve uzunluğu, TV lerin en ideal görüntü verecek ayarlar ile yapılandırılmamış olabileceği gibi onlarca faktör yan yana dizildiğinde görsel deneyiminize dayanarak yapacağınız seçim çoğu zaman hatalı olacaktır. Bu yüzdendir ki sık sık 1000 liralık bir panel televizyonun 5000 liralık bir televizyon ile aynı görüntüyü verdiğini düşünür, anlam veremezsiniz.

                 Bu tip tamamen kişisel görsel deneyime dayanarak yapılan kullanıcı değerlendirmelerinin itibarsız olmasının sebeplerinden biri de kullanıcının daha önce yaşadığı görsel deneyimlerin bilinemiyor oluşudur. Örneklendirmek için 2 kullanıcı tanımlayalım;


  • A kullanıcısı; Bir reklam ajansında çalışıyor. Gün boyunca 1000 liralık montörlerde çizim yaparak çalışıyor. Akşam eve gittiğinde yorgunluğunu kiraladığı Blu-ray filmleri Full HD panel televizyonunda seyrederek atıyor.
  • B kullanıcısı: Öğrenci. 10 senelik masaüstü bilgisayarın ile haşır neşir. Yine 10 senelik 1024x768 CRT (Tüplü) monitör kullanıyor. Genelde vizyon filmlerininin Cam yada Divx sürümlerini internetten indirerek seyrediyor.


              İşte bu 2 kullanıcının internetten Mainstream bir notebook modelini sipariş edip ilk kullanımdan sonra X teknoloji forumunda bu modelin ekranı hakkında yorum yaptığını düşünelim. Sizinde taktir edebileceğiniz gibi yapacakları yorum muhtemelen taban tabana zıt olacaktır.

              Birde sık sık okuduğum ekranın piksel piksel görüntü vermesi şikayeti var ve pek anlamlı değil. ("Görsel deneyim" başlığında  bu konuyu ayrıntılı bi şekilde açıklayacağım) Her LCD ekran piksellerden oluştuğu için zaten oluşturduğu her görüntü karesi piksellerden oluşmak ve piksel piksel gösterilmek zorunda, bundan daha doğal bir şey olamaz. Bu tip kullanıcı yorumlarını dikkate almayın. Bu yorumları yapan arkadaşlarada tavsiyem, ekrana burunları değene kadar yaklaşıp bakmaktan vazgeçmeleri. Gözlerine yazık :D



SONUÇ: Yukarıda açıklamaya çalıştığım sebeplerle , kullanıcıların özellikle Notebook ekranları ile yaşadıkları görsel deneyimler genelde göreceli ve güvenilmezdir. Tabii belli bir altyapısı olduğunu ve görüşlerinin güvenilir olduğunu bildiğiniz insanları dinleyin ama ortaokul öğrencisi olması kuvvetle muhtemel bir forum üyesinin kararınızı etkilemesine izin vermeyin. En iyi yöntem almayı düşündüğünüz modelin ekranını bir teknoloji markette görmeniz ve yaşadığınız görsel deneyimin sizi tatmin edip etmediğine dair kararı kendinizin vermesidir.


İşin gerçeği ise şudur;


Mainstream ürün gamında kullanılan paneller farklı marka (Listesi yazının sonunda mevcut²) ve model numaralarına sahip olsalar dahi (Aynı dönemin ürünü olduğunu varsayıyorum) verecekleri görüntü kalitesi laboratuvar ortamında ölçüldüğünde -% 1-2 farkla- aynıdır. Aradaki küçük farkları ise çok uzman gözler dışındaki normal insanlar algılayamazlar. Bu sepeple eğer profesyonel ihtiyaçlarınız için daha üst seviyede görsel deneyime ihtiyacınız varsa yapmanız gereken mainstream notebookların panellerini karşılaştırmak değil 2000 $ ve üzeri etikete sahip Elit (High-end) ürün gamındaki modellere yönelmek yada iyi bir monitör ile masaüstü bir sistem toplamak.



Görsel deneyim


Yazıda asıl anlatmak istediğim noktalar bu başlık altında toplanıyor. Bu yazıyı yazmakta başlagıç noktam da bu başlık altında anlatacaklarımdı. Bu yüzden bu başlığı daha dikkat göstererek okumanızı öneriyorum.


             Son kullanıcıların çoğu görsel deneyim kalitesinin tek başına çözünürlük ile alakalı olduğunu düşünür. Oysa bu kesinlikle yanlıştır. Cep telefonu, PDA, Notebook ve Panel Televizyonlar gibi LCD ekran kullanan elektronik aletler ile yaşayacağınız görsel deneyimin kalitesi -Panel bileşenlerinin kalitesinin sabit olduğu ve yukarıda anllattığım göreceli faktörler denklemin dışında bırakıldığı bir durumda- gerçekte 2 faktöre bağlıdır;

1- Piksel yoğunluğu (PPI)
2- Ekran ve göz arasındaki mesafe

Şimdi gelin piksel yoğunluğunun ne olduğunu inceleyelim...




Piksel yoğunluğu
(Pixels per inch (PPI) veya Pixel density)



               Piksel dijital görüntülerde görüntünün en küçük ve parçalamaz elemanıdır. Genelde kare şeklinde olurlar. Ekranda gördüğümüz bütün görüntüler bu piksellerin değişik renklere bürünmesi ile oluşturulur. Altta blogumun başlığındaki bir harfin 20 kat büyütülmüş halini görüyorsunuz;




              Gördüğünüz gibi "o" harfi her biri birbirinden bağımsız olarak ayrı renk değerine sahip 18x18 pikselden oluşuyor. Bilmemiz gereken bir başka önemli nokta da şu: Her piksel bir seferde sadece tek rengi temsil edebilir. Şu anda kullandığınız monitör örneğin, 1366x768 px. çözünürlüğe sahip ise tüm ekranda gördüğünüz görüntü tıpkı yukarıda ki resimde gördüğünüz kareler (piksel) gibi yatayda 1366, dikeyde ise 768 kareden  (pikseloluşuyor demektir. Buraya kadar anlattıklarıma zaten hepiniz aşinasınızdır. Peki o zaman size bir soru sorayım:

                15.6" boyutundaki Full HD bir notebook ekranının verdiği görsel deneyim ile yine aynı çözünürlüğe sahip ve yaklaşık 8 kat daha büyük bir yüzeye sahip 42" bir televizyonun vereceği görsel deneyim aynı mı olacaktır?

                 Net bir cevabınızın olmadığının farkındayım. Öyleyse devam edelim;

                Buradaki kritik bilgi piksellerin standart bir boyutu olmadığıdır. Bu yüzden çözünürlüğe ve ekran boyutuna göre piksellerin boyutu değişir. Verdiğim örnekteki notebook ekranının sahip olduğu her bir piksel 0.1799 mm. boyutunda iken, aynı çözünürlüğe sahip 42" boyutundaki panel televiyonun sahip olduğu piksellerin büyüklüğü 0.4843 mm. dir. İşte bu büyüklük Dot Pitch (Nokta büyüklüğü) olarak adlandırılır. Aslında Dot Pitch çok fazla kullanılan bir ölçü değildir. Ben burada ileride anlatacaklarıma temel olsun diye anlattım. Asıl kullanılan ve monitör veya televizyon özelliklerinde yazılan şey PPI (Pixels per inch veya Pixel density) yani Piksel yoğunluğudur. (Bundan sonra PPI olarak kullanacağım)

             Piksel yoğunluğu, bir ekranın alt köşesinden, çapraz üst köşesine çizilen hayali bir çizginin her bir "inch"inde (1 inch= 2.54 cm.) bulunan piksel sayısıdır. Altta canlandırmasını görüyorsunuz;



                 Üreticiler nedense ürettikleri ürünün tam özelliklerini yazmaya pek önem göstermediği için genelde ürün speclerinde PPI değeri bulunmaz. Bu durumlarda bunu kolayca kendiniz hesaplayabilirsiniz. Bunun için önce Pisagor teoremini kullanarak diyagonal çözünürlüğü (Dç) buluruz: Yatay piksel sayısının (Yç) karesi ile Dikey piksel sayısının (Dç) karesinin toplamının karekökü;




               
Yani 1366x768 px. bir ekranda hesapladığınızda diyagonal çözünürlük 1567 olur. Diyagonal çözünürlüğü bulduktan sonra yapmamız gereken basittir: Bu sayıyı ekranımızın boyutuna (inch cinsinden) bölmek (Hesaplama 42" ekran için);





Karışık gibi göründüyse hemen panik yapmanıza gerek yok,
yemedim içmedim size bir araç hazırladım;



--> Piksel yoğunluğu ve büyüklüğü hesaplama aracı...

Ekranınızın yatay ve dikey çözünürlüğü ile (inch cinsinden) boyutunu girdikten sonra Hesapla butonuna basın...


Yatay piksel sayısı:
Dikey piksel sayısı:
Ekran boyutu (Inch olarak):
Piksel yoğunluğu (PPI):
Piksel büyüklüğü (mm):




                    Ancak PPI değerini fotoğrafçılık ve matbağacılıkta son derece önemli bir değer olan DPI (Dots per inch: İnç başına düşen nokta sayısı) değeri ile karıştırmamak gerekir. Çünkü bir monitörün görüntüyü oluşturması ile bir yazıcının bir görüntüyü oluşturması arasında teknik farklılıklar vardır. Monitörde her piksel sadece tek bir renkten oluşurken bir yazıcı bu pikselin temsil ettiği rengi basabilmek için o piksele karşılık birden fazla nokta kullanır. İşte bu yüzden DPI değeri PPI değerinden genelde -en az- 4 kat fazla olur. Alttaki resimlere göz attığınızda zaten olayı anlayacaksınız;



                  Gördüğünüz gibi en soldaki (3x3) 9 pikselden oluşan bir resim 200 DPI olarak basıldığında 36 noktadan, 400 DPI olarak basıldığında ise 144 noktadan oluşuyor. (Üstteki resim)






    Ekran ve göz arasındaki mesafe


                   Full HD bir televizyonda yine Full HD çözünürlüğe sahip bir filmi ilk defa seyrettiğinizde eminim çoğunuzun yüzünü bir gülümseme kaplamış ve içinizden "Gerçek hayatta herşey bu kadar güzel mi görünüyor?" diye geçirmişsinizdir. (Zamanla göz alışıyor ve bu duygu kayboluyor :D) Oysa örneğin, 42" Full HD bir panel televizyonun piksel yoğunluğu 52 PPI gibi son derece kötü bir seviyededir. Bu o kadar kötü bir seviyedir ki aynı PPI değerini 15.6" bir notebook panelinde 700x400 px. gibi bir çözünürlükle elde edebilirsiniz. Başka bir deyişle bu panel televizyonun Full HD 15.6" bir notebook panelinin sahip olduğu görüntü kalitesine (142 PPI) ulaşabilmesi için 5340x3000 px. gibi absürd bir çözünürlüğe sahip olması gerekir.

                     Öte yandan iPhone 4 gibi 326 PPI değerine sahip bir ekranın verdiği görüntü kalitesi düşünüldüğünde bizim Full HD notebook panelimizin PPI değeri son derece kötü görünüyor. Bu durumda karşmıza "İdeal PPI değeri nedir?" sorusu çıkıyor.

    İdeal PPI değeri nedir?


                     İdeal PPI değeri tamamen göz ile ekran arasındak mesafeye bağlıdır. Yapılan araştırmalara göre normal göz sağlığına sahip insanların büyük çoğunluğunun panel ekrana sahip cihazları kullanırken göz ile ekran arasında bıraktıkları mesafe şunlar;

    • Cep telefonu: 35-40 cm.
    • Notebook: Kullanım esnasında 65-70 cm. film seyretme esnasında 1 metre ve üzeri.
    • Büyük panel televizyonlar (32" ve üzeri):  3 metre ve üzeri.

                     Bu cihazlarda kullanılan ekran çözünürlükleri bu kullanım mesafesine uygun olmalıdır. Yine yapılan araştırmalara göre insanın normal görüşünü kaybetmeden bir objeye bakabileceği maksimum yakınlık 20 cm. civarı. 20 cm. yakınlıktaki bir ekranda insanın pikselleri ayırt edememesi için 220 PPI civarı bir değer yeterli oluyor. (Kimi araştırmalarda bu değer 300 PPI olarak geçiyor.) Sonuçta hiçbir insan 20 cm. den cep telefonu yada notebook kullanmayacağına, TV seyretmeyeceğine göre ve en yakından kullanılan cihaz olan cep telefonları için ideal mesafenin de 35-40 cm. olduğu düşünüldüğünde (300 PPI değerini kabul etsek bile) bir panel ekranın sahip olması gereken en yüksek değer 200 PPI civarı . (O da cep telefonu için)


    Yani bugün piyasada satılan ve High-end ürün gamına dahil akıllı telefonlarda en yüksek maliyet kaleminin LCD ekran olduğu düşünüldüğünde 326 PPI değerine sahip bir telefona verilen paranın önemli bir kısmının, en yüksek rakam bende olsun diyen üretici ve tüketicilerin hırsını tatmin etmek için verildiğini kolayca anlayabilirsiniz. Yazının sonunda popüler cep telefonlarının PPI değerleri mevcut³


                     Bilgisayar ekranlarında ise ideal değer 90-120 arası. Windows'un 96 değerini kullandığını göz önüne aldığımızda 100 civarı değerlerin normal olduğu kabul edilebilir. Örneğin benim şu anda kullandığım 16" ve 768 px. ekran (98 PPI) son kullanıcıların çok çok büyük çoğunluğunun bütün ihtiyacını fazlası ile karşılayacak piksel yoğunluğuna sahip. Tabii bu burnunuzu ekrana yapıştırmadığınız sürece geçerli :D Normalde masaüstünde böyle görünen  MSN ikonu,




     5 cm mesafeden böyle görünür;
    (İlk resim dijtal olarak büyütülerek örneklendirilmiş, 2. resim ise yaklaşık 5 cm. mesafeden fotoğraf makinesi ile alınmıştır. Dijtal olarak örneklendirilmiş resim örnektir ne kadar yaklaşırsanız yaklaşın pikselleri bu kadar net göremezsiniz.)







                        Panel televizyonlarda ise ideal bir PPI oranı yok çünkü televizyonların seyredilme mesafesi bulunduğu ortama göre çok büyük farklılıklar gösteriyor. Ancak 32" ve üzerinde çözünürlük seçimi mutlaka 1080 px. olmalı. Ayrıca evinzde kullanacaksanız ve odanız ufaksa 42" büyüklüğü geçememelisiniz. Odanız büyük olsa bile 50" maksimum büyüklük olmalı.


    Bilgisayarlarda kullanıcı profiline uygun 
    ekran çözünürlüğünü belirlemek


                     Cep telefonu ve panel televizyonların aksine bilgisayar kullancılarının profili çok büyük farklılıklar gösterir. Bu sebeple -masaüstü bilgisayarlar için çok geçerli olmasa da-  bilgisayar seçiminde genel geçer kanının aksine "Fazla mal göz çıkarmaz" mantığı tamamen yanlıştır.

                     Bütçesinin alabileceği en yüksek speclere sahip modeli seçmek çoğu kullanıcı için alışıla geldik bir davranış biçimi olsa da bu mantık sadece hatalı marka/model seçimi yapmanıza yarayacaktır. Örnek vermek gerekirse;
                     İhtiyacınızın üzerinde performansa sahip bir işlemci ve/veya ekran kartı sıcak çalışan ve kullanım konforu düşük bir notebook sahibi olmanız anlamına gelecektir. Sürekli çalışan fandan dolayı sesli çalışması ve fazladan ödediğiniz para da cabası.
                     Bütün yapacağı film seyretmek ve internete girmek olan bir kullanıcının 8 GB RAM takılı bir bilgisayar alması veya Blu-ray film seyretmeyen birinin Blu-ray sürücüye sahip bir modele yönelmesi gibi örneklerle bu örneklendirme sürdürülebilir. Peki ekran çözünürlüğünde de aynı durum geçerli midir?

    Kesinlikle Evet!

                      Şimdiye kadar anlattıklarımı okuduğunuz halde "Tamam kardeşim 100 PPI yeterli diyorsun da ben almışken Full HD  alayım, noolcak yani fazla çözünürlük göz mü çıkarır?"  diyebilirsiniz. Doğrudur göz çıkarmaz belki ama eğer kullanım profiliniz 1080 px. ekrana uygun değilse gözünüzün bozulacağı kesindir :D

    Ne zararı olabilir ki?

                    Gerek Windows arayüzünde, gerekse de Web sitelerinde gördüğünüz pencereler, menüler, tablolar, program arayüzleri, yazı karaterleri, her türlü resim gibi nesnelerin tamamının boyutları hep piksel sayısı olarak tanımlanırlar. Yani bilgisayarlar santimetre yada inch gibi uzunluk ölçüleri kullanmazlar. Benim blogumu örnek olarak ele alalım. Blogum 1024 piksel genişlikten oluşuyor.

                   Bunun sebebi -her ne kadar eskisi kadar kullanılmasa da- hala 1024x768 px. ekranların kullanıyor olması. (Bu kullanım oranı (Dünyada) 2008 Ocak'ta %48 iken 2011 Ocak'ta %14. Tabii bizde oran daha fazladır diye tahmin ediyorum.) Eğer blogumu daha geniş yapsa idim sayfalar bu ekran çözünürlüğü kullanan ziyaretçilerimin ekranına sığmayacaktı.

                   Yazılar ise 9 piksel büyüklüğünde. Windows 7'de aynı yazı boyutunu kullanıyor. Şimdi gelin hepsi 15.6" büyüklüğünde olan ancak çözünürlükleri 1024x768, 1366x768 ve 1920x1080 px. olan 3 monitörü karşılaştıralım:


    • 1024x768 px. çözünürlüğe sahip monitörün piksel büyüklüğü 0.3096 mm. olacağı için bu monitörde blogum 1024 x 0.3096 = 31.7 cm. genişliğinde görünürken 9 piksel olan yazılar 2.8 mm. yüksekliğinde görüntülenecektir.
    • 1366x768 px. çözünürlüğe sahip monitörün piksel büyüklüğü 0.2529 mm. olacağı için bu monitörde blogum 1024 x 0.2529 = 25.8 cm. genişliğinde görünürken 9 piksel olan yazılar 2.27 mm. yüksekliğinde görüntülenecektir. 
    • 1920x1080 px. çözünürlüğe sahip monitörün piksel büyüklüğü 0.1799 mm. olacağı için bu monitörde blogum 1024 x 0.1799 = 18.3 cm. genişliğinde görünürken 9 piksel olan yazılar 1.62 mm. yüksekliğinde görüntülenecektir. 


                 Gördüğünüz gibi ekran boyutu aynı kalıp çözünürlük yükseldikçe ekranda görüntülenen nesneler (Boyutları piksel olarak tanımlandığı için) ufalıyorlar. Bu yüzden örneğin alacağınız bilgisayarı çoğunlukla internette dolaşmak ve okumak için kullanacaksanız, 1080 px. çözünürlükteki bir ekranı tercih etmeniz, hava atabileceğiniz, egonuzu tatmin eden ama yazıları okuyamadığınız bir ekranınız olmasını sağlayacaktır!

                 Küçük monitörlerde 1080 px. ekranı tercih etmenin getireceği avantajlarda mevcut tabii. Nesnelerin boyutlarının küçülmesi ekrana daha çok şey sığması anlamına geliyor. Yani 2000 piksel büyüklüğündeki bir harita Full HD ekrana neredeyse tamamen sığacakken ve tek bakışta görüntülenebilecekken, 1366x768  px. bir ekranda neredeyse yarısı görüntülenecektir. Bu yüzden örneğin; mimar, mühendis, doktor, reklamcı vs. gibi bilgisayarı profesyonel amaçla kullanan kullanıcılar çizim yaparken, tablo incelerken, röntgen görüntülerken (Örnekler çoğaltılabilir) 1080 px. ekranlarının olmasının avantajını kullanabilirler ama günde 1 saat bahsettiğim işleri yapıp 10 saat internette dolaşacaklarsa yine 1080 px. ekran seçimi, kullanım konforunu düşüren bir seçim olacaktır. Zaten taşınabilirlik olmazsa olmaz bir ihtiyaç değilse bu tip kullanıcıların 1080 px. ve 19" ve üzeri monitöre sahip masaüstü sistemler ile çalışmaları hem maliyet, hem performans hem de kullanım konforu açısından çok daha mantıklı olacaktır.


    Sorular-Cevaplar



    • Ben 1080p filmler indirip/kiralayıp/satın alıp seyrediyorum. 1080 px. daha mantıklı değil mi?

                Uzun uzun anlattığım gibi 15.6" büyüklüğünde ve 1080 px. çözünürlüğünde bir notebook ekranında Blu-Ray film dahi seyretseniz yaşayacağınız görüntü deneyimi 768 px. ekrandan farklı olmayacaktır. (Ekran kalitesinin aynı olduğu durumda) 1 metre mesafeden seyredip fark olduğunu iddia edenler bknz:  Plasebo Etkisi  
                Eğer internetten film indiriyorsanız zaten indirdiğiniz filmler riplenmiş olduğu için bir kaliteden söz edilemez. Normalde 1080p ve kaliteli bir flmin boyutu 35 GB ve üzeridir. 
                Bunun yerine eğer Full HD bir panel televizyonunuz varsa bilgisayarı HDMI arayüzü ile televizyona bağlayıp filmi televizyondan seyretmek çok daha iyi sonuç verecektir.


    • Ben 1080 pxoyun oynamak istiyorum onun için 1080 px. ekran tercih etmem gerekmez mi?

                En azından şimdilik hayır. Günümüzde (2011) satılan mainstream dizüstü bigisayarlarında bulunan ekran kartları 8 000-11000 arası 3DMark06 benchmark puanına takılmış durumda. Oysa 1080 px. yüksek ayarlarda oyun oynayabilmek için bunun min. 14 000 sınırına (Günümüz oyunları ve hepinizin bildiği sistem gereksinimi yüksek oyunlar için) gelmesi gerekiyor.  Ekran kartlarındaki gelişim gözönüne alındığında (Tabi bu arada oyunların isteyeceği sistem gereksinimleri artacaktır.) mainstream ekran kartlarının bu sınırı aşması  CES 2013 ile olacak gibi görünüyor. 
              Öte yandan bu sınır aşılsa bile küçük ekranınız varsa yukarıda filmler için söylediklerim aynen oyunlar için de geçerli. 1080 px. oyun oynayıp kullandığınız makineyi yorup üzmektense 768 px. oynayıp hem aynı görsel deneyimi yaşayıp hem makinenizi üzmemek daha akıllıca. İlla 1080 px. oyun oynayacağım diyorsanız gidin bir masaüstü sistem toplayın yada  oyun makinesi alın :)



    • 1080 px.ekran tercih edip oyunlarda/filmlerde 1080 px. , diğer zamanlarda 720 px. kullansam olmaz mı?

    Bu mümkün. Ancak herzaman doğru sonuçlar vermeyebiliyor ve görüntüde küçük sorunlar olabiliyor. Sonuçta bilgisayar ekranında bin bir türlü şey görüntüleniyor. Hepsi için ideal bir ayar tutturmak oldukça zor.


    NOT: Benim aklıma gelen sorular bunlar. Eğer makul sorularınız olursa buraya cevapları ile beraber eklerim.



    Notlar...

    ¹  1920x1080 piksel çözünürlüğe verilen ad. Bazen 1080p olarakta geçer. Yaygın kanının aksine oradaki "p" son eki piksel değil Progresive anlamına gelir.  1080p, 1080i'ye tercih edilmelidir.

    ² Dünyada an itibari ile 27 adet LCD ekran üreticisi bulunuyor;

    Tayvan kökenli; Acer, AOC, Asus, BenQ, Chimei, HannStar
    Amerika kökenli; Apple, Dell, Gateway, Hewlett-Packard, IBM, Planar Systems, Sceptre, Tyco, WiewSonic
    Alman kökenli; Belinea, Worthmann
    Japon kökenli; Eizo, Liyama, NEC, Sony, Toshiba
    Avustralya kökenli; Kogan
    Güney Kore kökenli; LG, Samsung. Zalman
    Hollanda kökenli; Philips


    ³ Cep telefonları ve PPI değerleri;

    • iPhone 4: 326 
    • iPhone, iPhone 3G, iPhone 3GS: 163
    • HTC Sensation: 256
    • HTC Desire,  Google Nexus One: 252
    • Desire HD: 240
    • Wildfire S: 181
    • LG Optimus 2X: 233
    • Nokia E6: 328
    • Nokia E70, N90: 259
    • Nokia C5-03, C6-01: 229
    • N95, N85: 153
    • Samsung Wave (S8500): 282
    • Samsung Galaxy S (I9000): 233
    • Samsung Galaxy SII (I9100) 218

    Yorumlar

    Twitter

    Facebook

    Google+

    İzleyiciler

    Rastgele

    item